| |
|
YERDE PARA BULDUM
Bir gün kayseri'lilerle lazlar savaş yapıyorlarmış.Kayserililerin aklına bir fikir gelmiş.Demişlerki;
bu lazların hemen hemen yarısı Temel, diğer yarısıda Dursun'dur .Ve daha sonra savaşın ortasında bağırmaya başlamışlar:
-temel! temel!!!
Lazlardaki temeller kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
Daha sonra kayserililer :
-Dursun! dursun!!!!
Diye bağırmışlar. Dursunlarda kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.Lazlardan çok az kişi kalmış ve onlarında aklına bir fikir gelmiş.Ve:
-Yerde para buldum bu kimin?
diye bağırmışlar. Bütün Kayserililer kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
| |
|
MERCİMEK ÇORBASI
Koyden kayseriye gelen koylu sabah kahvaltisi icin bir lokantaya gider.Sabahin erken saatleri oldugu icin oldukca kalabalik olan lokantada yer bulamayan koylu kasiyerin yanin daki kucuk masaya oturur garson gelir mercimek corbasi soy ler fakat bizim koylunun corba gelene kadar koylu bir sepet ekmegi yer corba gelir onuda yer giderken kasada oturan haci ya borcunu sordugunda ekmegin parasini verde corba bizden olsun der.
| |
|
BİRLİKTEN GÜÇ DOĞAR
Bir İngiliz: holigan;
İki İngiliz: kavga;
Üç İngiliz: savaş;
Bir Fransız: aşık;
İki Fransız: duel;
Üç Fransız: Paris komunası;
Bir Zenci: basketçi;
İki Zenci: basket takımı;
Üç Zenci: güneş tutulması;
Bir Kayserili: satış noktası;
İki Kayserili k:üçük bi pazar;
Üç Kayserili: Hipermarket;
| |
Yangın
Vezir koşarak padişahın yanına gelmiş “Sultanım, Adana yanıyor!” Padişah omuzlarını silkmiş “Boşver, kendi kendine söner.” Ertesi gün vezir “Sultanım, Konya yanıyor!” Padişahtan aynı tepki. Üçüncü gün vezir “Sultanım, kayseri yanıyor!” Padişah telaşlanmış; “Hemen söndürün!” emrini vermiş. Vezir bu tepki farklılığını sorunca da “Çabuk söndürün, memlekete dağılmasınlar yoksa hepimiz aç kalırız !..” |
|
Yangın
Vezir koşarak padişahın yanına gelmiş “Sultanım, Adana yanıyor!” Padişah omuzlarını silkmiş “Boşver, kendi kendine söner.” Ertesi gün vezir “Sultanım, Konya yanıyor!” Padişahtan aynı tepki. Üçüncü gün vezir “Sultanım, kayseri yanıyor!” Padişah telaşlanmış; “Hemen söndürün!” emrini vermiş. Vezir bu tepki farklılığını sorunca da “Çabuk söndürün, memlekete dağılmasınlar yoksa hepimiz aç kalırız !..” |
|
SONRA ONU DA YERİZ
Trenle İstanbula yolculuk eden Kayserili tanıştığı arkadaşıyle biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşınada ikram eder. Arkadaşı,
-Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla :
-Olsun onuda biraz sonra yeriz demiş
| |
|
İŞİN FORMÜLÜ
Yahudinin biri,pazara,topal eşeği satmak için götürür,fakat alıcıyı kandırayım diye eşşeğin tırnağına çivi çakar,eşşeğe bir Kayserili müşteri çıkar,kayserili ayakta ki çiviyi görür,içinden ' çiviyi çıkarırım düzelir ' diye düşünür,eşşeği alır. yahudi ertesi gün sağda solda övünür. -siz kayserililer akılıyız diye övünürsünüz çiviyi çaktım anadan doğma sakat eşşeği sattım der. duyanlar bunu kayseriliye anlatırlar Kayse rili elini dizine vurur: -tüh yahu,verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım.
| |
|
2 KERE 2
Kayseriliye sormuslar 'İki kere iki kac eder?' 'Alırken mi Satarken mi?' demis
| |
|
ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ
Üçüncü köprü ihalesini Japon, Amerikan ve Kayseri'li Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış. Köprüyü inşaa etmişler tam açılışın yapılıp kurdelanın kesileceği an köprü büyük bir gürültüyle çökmüş. Japon 'gitti tüm emeklerim mahvoldu kumlarım' diye yakarıp harakiri yapmış. Amerikalı 'gitti tüm çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek çıkartmış tabancasını ve intihar etmiş. Tüm bunları izleyen Kayserili müteahhit de derin bir oh çekerek yanındakilere seslenmiş 'lan iyi ki hiç çimento koymamışım ha, mahvolurdum bunlar gibi.'
| |
|
MÜHENDİS
Karayolları Genel Müdürlüğünün misafiri olarak Türkiye'ye gelen inşaat mühendisi Amerikalı, Kayseri'den geçerken yol çalışması görür ve arabasını durdurur. Fakat yoldaki eşek nereye doğru yol alırsa orası genişletilip yol yapılmaktadır. Hemen bunun niye böyle yapıldığını sorar. Kayserili: 'Bu bizim mehendisimizdir beyim. Eşşek nereye giderse orayı genişletip yol yaparık' diye cevap verir.Katıla katıla gülmeye başlayan Amerikalı mühendis 'Peki eşeği bulamasaydınız ne yapacaktınız' diyince Kayserili yapıştırır cevabı: 'O zaman Amerika'dan mühendis getirtirdik'
| |
|
ÇİFTÇİ
İki tane çiftçi, biri Adanali, digeri Kayserili... sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övünecekler...
Kayserili tarlalarinin çoklugundan, isçi yetistirememekten, ürünlerin hersene telef olmasindan bahsedince Adanali atlıyor:
- 'Benim çiftlikte, sabah günes dogmadann biniyoruz arabaya, aksam oluyor, biz hâlâ çiftliğin öteki ucuna yetisemiyo oluyoz, çaresiz geri dönüyoruz'.
Kayserili de hiç bozuntuya vermeden lafı yapistiriyor:
-'Yahu bizim de vardı öyle bir arabamiz ama geçen sene sattik, illet onlarla yolculuk ya...'
| |
|
TAKSİMETRE
Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayseri'li musteri bagirmis..
'Durdur su arabayi..'
Sofor panik icinde haykirmis..
'Durduramiyorum!..'
'O zaman taksimetreyi durdur hic degilse' demis, Kayserili.
|
|
ASKERLİK ARKADAŞI
Kayserili Mehmet Ağa Çanakkale’ye askerlik görevine gider. Orada Trabzonlu Cengiz ile aynı bölükte görev alır ve onunla tanışıp candan arkadaş olurlar. 36 ay askerlik süresince birbirlerine kenetlenir, kan kardeşi olmaya karar verirler. Derken askerlik bitiminde Mehmet Ağa memleketi Kayseri’ye, Cengiz de Trabzon’a döner. Aradan 25 yıl geçer, birbirleriyle sadece mektuplaşırlar. Cengiz Ağa bir gün Adana’ya giderken Kayseri’de inip ve askerlik arkadaşını ziyaret etmek ister ve arar sorar arkadaşının evini bulur. Hoş beşten sonra hal hatır sorulur. Cengiz Ağa, üç çocuğu olduğunu, bunların ziraatla (fındıkla) uğraştıklarını söyler. Kayserili Mehmet Ağa ise dört tane oğlu olduğunu, bunların ikisinin akıllı diğer iki tanesinin de akılsız çıktığını söyler: -O nasıl oluyor? diye Cengiz Ağa sorar. Mehmet Ağa akıllı oğlanlardan birinin kundura dükkanı açtığını, diğerinin ise giysi dükkanı olduğunu: akılsızlardan birinin ise öğretmen olduğunu, diğerinin de memur olduğunu söyler. Cengiz Ağa kızar! -Ulan sen nasıl konuşuyorsun, okuyan mı akıllı, okumayan mı? Ben bu işi anlamadım da, der. Mehmet Ağa : -Ticaretle uğraşanlar has Kayserili, okuyanlar ise Trabzonludur der.
|
|
HANGİSİ UYANIK
Karadenizli Temel Kayseri’ye bir iş vesilesiyle gelir. Kayseri caddelerinde dolaşırken aradığı yeri bulmak için yüksek apartmanlara bakarken yanına uyanık bir Kayserili gelir ve: -Kaçıncı kata bakıyorsun arkadaş? Temel: -' Ha şu beşinci kata bakıyorum hemşehrum ' der. Kayserili de: -' Kat başına bir liradan beş lira eder ver bakalım beş lirayı ' der. Temel pişkin pişkin beş lirayı verir. Biraz uzaklaştıktan sonra kendi kendine şöyle söylenir: - Uyanık geçinen Kayserili’yi nasıl da kandırdım, halbuki onuncu kata bakıyordum.
. . .
|
|
|